Travesti döven polislere 6.5 yıl!

İSTANBUL Beyoğlu’nda yaşayan travesti C.Ö. (37), yaklaşık iki yıl önce avukatı Eren Keskin aracılığıyla savcılığa başvurarak Taksim’de 2 polis tarafından dövüldüğünü öne sürdü. C.Ö., Taksim Metrosu çıkışında zorunlu deprem sigortası hakkında bilgi alırken yanına gelen Y.A. (26) ve O.Ö.(32) isimli iki sivil polisin kimlik kontrolü yaptığını, “Sen ne yapıyorsun burada i…e, t.p, seni buralarda göremeyelim” dediklerini, bunun üzerine herhangi bir suç işlemediğini söyleyince zorla deprem konteynırının içine sokup tekme tokat dövdüklerini iddia etti. C.Ö. daha sonra kelepçe takılarak Taksim Polis Merkezi’ne götürüldüğünü belirterek polislerden şikayetçi oldu. İki polis hakkında açılan davada önce takipsizlik kararı verildi. Ancak C.Ö’nün avukatı Eren Keskin, karara itiraz etti. Bunun üzerine İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava yeniden görülmeye başlandı. Hazırlanan iddianamede sanık polisler O.Ö. ve Y.A. hakkında ‘kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak kasten yaralama’ ve ‘hakaret’ suçlarından 1 yıl 8 aydan 6,5 yıla kadar hapsi istendi. Dava önümüzdeki günlerde başlayacak.

Aşk meşk travestiler

Bir ayrılık şarkısı çalarken bir travesti partnerin genellikle karşı cinse ilgi duymadıklarını bilmekteyiz. Peki travestiler sevemezmi : ) tabi severler hemde ne severler bir erkeğe bağlanıp onları ömür boyu sevdikleride olmuştur. Bunun üzerine gerçekten travestilerinde sevebileceğini düşünmekteyiz.

Genel olarak istanbul travestileri severlermi sevmezlermi buna travestilerin karar vereceğini ve onların bizim ne yazmak istediğimiz anlıyabileceğini düşünmekteyiz.

Kadere bağlı bir ilişki içerisine girdiklerini düşünen travestiler kesinlikle hayatlarında karşılarına çıkan her aşkın kendileri tarafından kader olarak adlandırdığımız insanların anıl yazısı olarak bilinen durumdan çok uzakta mantık içerisinde ve mecburi bir duygu içerisine girdiklerini bilmekteyiz..

Bir travesti hikayesi

Sophie, 90 doğumlu Tunuslu bir transeksüel. Sekiz aydır Türkiye ’de. İstanbul ’da göçmen ve travesti olmayı tek bir bünyede barındıran biri. Sophie, Tunus’taki son dört senesini transseksüel olarak geçirmiş. “İlk yıllar gündüzleri erkek, geceleri kadın olarak yaşıyordum, yüzde 50 özgürdüm” diyor. Son bir buçuk senesi ise Arap Baharı’na denk düşüyor: “Özgürlükler konusunda ümitlenmiştim. Kadın gibi yaşayabileceğime, kadın kimliği alabileceğime ve LGBT dernekleriyle birlikte haklarımı savunabileceğime inanmıştım.”
Tunus’ta ameliyat olup cinsiyet değiştirmek yasak. “Erkek doğduysan erkek öleceksin ama ben kadın olarak yaşayıp öleceğim” diyor Sophie. Yasadışı ameliyatlar yapılsa da pembe kimlik alımadıktan sonra bir işe yaramıyor. Hatta cinsiyet değiştirenin yaşamını daha da zorlaştırıyor. Tunus’ta rejimin değişmesiyle birlikte Selefilerin etkisi artmaya başlamış. Sophie ülkesini “affetmeyen ülke oldu” diyerek betimliyor. Ülkesinin değişmesiyle ilgili duyduğu ümitler teker teker yok olmuş. “Eskiden rahatsız oluyordum sonrasında korkmaya başlamıştım” diyor ve devam ediyor: “Rahatsız olmak ve korkmak arasında çok büyük fark var. Öldürülmekten korkuyordum.” Günlük hayatında yaşadığı taciz vakaları artmaya istanbul travestileri başlamış. Ayrıca kadınların sosyal hayatın dışında bırakılması, ülkeyi terk etme planları yapmaya başlamasına sebep olmuş.

Tunus ve Türkiye yakınlığı

Aralık 2012’de annesi vefat ediyor. Kadın gibi davranmaya başladığından beri etrafındaki insanlar teker teker uzaklaşmış. “Annemin vefatıyla birlikte Tunus’ta kimsem kalmamıştı.” Aynı ay içinde İstanbul’a geliyor. Taksim’de bir barda Iraklı bir transeksüelle tanışıyor. İki yabancı transseksüel barda oturup Türkiye’deki mülteci haklarını, kağıt işlemlerini ve İstanbul’un transseksüel yaşamını konuşuyorlar. Çalışma ve oturma izinlerinin nasıl alındığını öğrendikten sonra İstanbul’daki ilk arkadaşının telefon numarasını alıp ayrılıyor. Bu anla birlikte çevresi değişmeye başlıyor. Tunus’a döndükten sonra Türkiye’ye yerleşme planlarına başlıyor.
İstanbul’u magazinlerden tanıdığını söylüyor. Türkiye son beş yıl baz alındığında transseksüel cinayetlerde Avrupa birincisi olduğunu söylüyorum. Tunus’ta Fransız dili ve edebiyatı okuduğu için neden Fransa’ya gitmek yerine Türkiye’yi seçtin diye soruyorum. “Tunus ve Türkiye kültürel anlamda çok yakın. Vize istemiyor. Fransa vize istiyor haliyle bankada bir miktarda para göstermen lazım. Ayrıca vize alabilmek için araya tanıdık koyman da lazım. Hem buradaki Araplarla kendi dilimde konuşabiliyorum.”

Transit ülke

Şubat 2013’te Tunus’tan uçağa erkek olarak biniyor. Kimlik kontrolleri sonrası Atatürk havalimanından çıkınca kadın hayatı başlıyor. Birikmiş parasıyla Taksim civarında bir otele yerleşiyor. Bundan sonra ilk işi Birleşmiş Milletler’e mülteci başvurusu yapmak oluyor. Sırayla cinsiyeti ve ismi değişiyor. Şimdi sırada ülkenin değişmesi var.
Aralık 2013’te BM’de dosyası açılıyor. “Türkiye benim için transit bir ülke” diyor Sophie. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, başvuran göçmenlerin dosyalarını açtıktan sonra onları üçüncü bir ülkeye yerleştirmek için çalışıyor. Sophie’nin gelecekteki ülkesi bazı sebeplerden dolayı ABD seçilmiş. Şu anda ABD ile BM arasında diyalog devam ediyor.
Sophie’nin ABD’ye geçmesi yıllar sürebilir. Bu yüzden çalışmak zorunda. “Maalesef benim tek seçeneğim sokak ve seks işçiliği” diyor. Üniversiteli olması ve Fransızcayı iyi konuşması onu farklı kılan özellikler. Türkiye’de turist rehberi olarak çalışabileceğini ve iş başvurularında bulunduğunu söylüyor. Transseksüel ya da göçmen olarak iş bulması zorken ikisi birden olunca iş bulmasının imkansız olduğunu belirtiyor.

Amerika’da üniversiteye

Seks işçiliğini Tarlabaşı’nda yapıyor. Göçmen olduğu için diğer semtlerde çalışamamış. Tarlabaşı’nda göçmen olduğu için bir sıkıntı yaşamadığını söylüyor: “Tarlabaşı’ndaki transeksüeller çok çalışıyorlar, böyle saçma konulara ayıracak vakitleri yok. İşlerini büyük bir ciddiyetle yapıyorlar. Mesai saatleri dışında çalışmıyorlar. Bu yüzden onlara çok saygı duyuyorum.”
Tunus’ta kalıp bir erkek olarak yaşamasının daha kolay olup olmadığını soruyorum. Şöyle cevaplıyor: “Erkek olarak yaşamak benim için bütün yaşadıklarımdan daha zor. Kendini kadın hissedenler, erkek gibi davransa o zaman haklarımızı nasıl alacağız? Dolayısıyla hep tabu olarak kalacak. Biz bu toplumun içindeyiz.”
Sophie’nin arkadaş çevresi sadece transseksüellerden oluşuyor. “İstanbul’da transseksüeller gündüzleri gezebiliyor. Bu iyiye işaret. Geceleri de Tarlabaşı bizim semtimiz. Arada sırada sorun çıkarmaya gelenler oluyor. Üç dört kişi birlikte duruyoruz, bu yüzden sorun çıkaramıyorlar. Orada kendimi bir nebze de olsa özgür hissediyorum.”
“Şunu da söylemek isterim. Eğer başka bir işte çalışsaydım ayda 4 bin dolar kazanamazdım” diyerek söze başlıyor. “Ama yine ABD’ye gittiğim zaman üniversitemi bitirip mesleğimi yapmak istiyorum” diyor. En büyük hayali de beş yıl ABD’de kalıp yeşil pasaport alarak dünya  vatandaşı olmak. Mesleğinin ve kadın kimliğinin onu özgür kılacağına inanıyor .

Kadınlık kafada bitiyor
Türkiye’de pembe kimlik alabilmek için cinsiyet değiştirme ameliyatı olmanız gerekiyor, ameliyat olmayı düşünüyor musunuz?ABD’de ameliyat olmadan pembe kimlik veriyorlar. Kadın olmak tamamen kafada biten bir şey. Ameliyat olmama gerek yok. Zaten transseksüellerin çoğu da ameliyat olmak istemiyor.

Peki pembe kimlik neden bu kadar önemli? Bir insan dış görünüşüyle kılığı kıyafeti hatta vücuduyla kadın gibi yaşayıp mavi kimlikle dolaşıyorsa her yerde sorun çıkıyor. Bankada hesap açamıyorsun, trafikte ehliyetine el konuluyor, bürokratik işlemler, ülke değiştirmeler hepsi imkansızlaşıyor. Sevdiğin adamla evlenemiyorsun.

İstanbul bilinen bir yer

İstanbul’da tanıdığın başka yabancı transseksüeller var mı?Iraklı ve Tunuslu arkadaşlarım var. Tunuslu iki transseksüel benden sonra geldi. Ayrıca epey yabancı ‘translover’ müşterim var.

Hangi ülkelerden?

Transseksüel seks turizmi için İstanbul bilinen bir yer. İnternette konuşuluyor. Genellikle Ortadoğu ülkelerinden geliyorlar. Kuveyt, Suudi Arabistan ve Dubai’den çok müşterim oldu. Daha fazla para veriyorlar ama çok soğuklar.

Hiç Tunuslu müşterin oldu mu?Evet oldu. En çok parayı da onlardan alıyorum. Bir bakıma bana ülkemde yaşattıklarının intikamını alıyorum.

travestiler

 

Travesti siteleri bulmak bazen  riskli olabiliyor, eğlenmeye çıktığınız da taksim semti ya da her hangi bir semtte bir çok tehlikelere maruz kalabilirsiniz ve gasp’a dahi uğrayabilirsiniz aslında, peki bu benzeri tehlikelere maruz kalmadan nasıl istanbul travesti bulabilir  ve inceleyebilirsiniz?  Bunu öğrenmenin tek yolu bizim internet sitemizdir. Çünkü biz internet sitemizde sizler için en kaliteli  travestileri seçip bulmaktayız. İnternet sitemiz üzerinden travesti ve istanbul travestileri numaralarına ulaşabilirsiniz. Bu

travesti yeni sezon modelleri sizler için seçtiğimiz kaliteli travestiler ve saygıda hiçbir kusur hata yapmayan travestilerdir… Siz kullanıcılarımızın zevklerini her zaman  göz önünde bulundurmaktan onur duyuyoruz.

travesti bulmak ve onun ile arkadaşlık yapmak tamamıyla kişinin kendi isteğidir. Nerede ve hangi ilde  travesti bulmak istiyorsanız sitemizi gezmeniz yeterlidir. Farklı şekilde travesti bulmak için sokaklara çıkıp eğlence mekanlarının önünde  yada içinde veya cadde köşelerin de bulmaya çalışıyorsanız ilginç süprizlere de hazırlıklı olmalısınız derim . O yüzden bir an önce evinize bir bilgisayar  alıp  internet sitemizi sürekli kontrol ediniz. Sitemizdeki tüm modellerimizle lütfen seviyeli konuşmalar yapınız . Vip Blog Travesti üyelerimiz ile  travestilerimiz her an yetişkin ve seviyeli beylere arkadaşlık yapmaktadır.

Travesti siteleri , istanbul travestileri, Ankara Travestileri, Travestiler, Travesti web siteleri anahtar kelimelerimizdir. Bunlardan arayarak blog  travestiye ulaşabilirsiniz.

Travesti ismini değiştirdi

İpekçi adını değiştiriyor!
Cine5 ekranlarında ‘İpek Tuzcuoğlu İle Yüzleşme’ programının konuğu Cemil İpekçi, moda dünyasında yaşadıklarından, özel hayatının bilinmeyenlerine her şeyi açıklıkla paylaştı.

Cine5 ekranlarında ‘İpek Tuzcuoğlu İle Yüzleşme’ programının konuğu renkli kişiliği ve farklı tarzı ile yıllardır moda dünyasında iz bırakan bir isim, Cemil İpekçi’ydi. Cemil İpekçi, moda dünyasında yaşadıklarından, özel hayatının bilinmeyenlerine her travestiler şeyi açıklıkla paylaştı.

”Moda faşist bir sektör”

Saray kökenli bir ailenin çocuğu olan Cemil İpekçi iki farklı kültürün içinde büyüdüğü çocukluğunun bir moda tasarımcısı olarak kendisini çok zenginleştirdiğini, Belçika Kraliyet Akademisinde Moda üzerine eğitim alırken ailesinin iflası ile garsonluktan, mankenlik ve fotomodelliğe kadar pek çok farklı iş yaparak eğitimini tamamladığını anlattı.

İpek Tuzcuoğlu’nun ”Sana modacı denildiği zaman neden sinirleniyorsun?’ sorusu üzerine cevap veren Cemil İpekçi ise Moda bir sektör, yiyecek sektörü gibi.

Ben moda sektörüne 1971-74 arası hizmet ettim. Hazır giyim sanayisinde çalışırsan modacı olmak zorundasın, senenin modasını takip etmek bazen kopya etmek zorundasın.

70-74 arası o dönemlerde Cemil ipekçi konfeksiyon piyasasına büyük imza attı. Modacı olarak biliniyordum.

Ama baktım ki mutsuzum, moda benim hayat anlayışımda, yaşama bakış tarzımda bunun içinde siyasi de giriyor özel ilişkilerde giriyor, ben liberal bir demokrasiye inanıyorum sadece siyaset değil ilişkilerimde yaşantımda ona inanıyorum.

Bir baktım ki moda çok faşist bir olgu belli renkleri, belli formları emrediyor. Eğer uymazsan, dışındasın. İnsanların her saniye değişmesi mümkün değil.

Göğüsleri olan bir kadın o sene dar kıyafetleri giymezse dışarda kalıyor. Dolayısıyla emrediyor. Ben giysi yapmayı seviyorum, ama benim insanlar üzerinde bunu yapmaya hakkım yok .

Güzel kadın kavramı budur diyemem. Ancak ‘bence güzel budur’ diyebilirim, benim yaptıklarım arasında buluşanda travesti buluşurlar. Güzel olmak, kadında da erkekte de gözdedir. ? diyerek bu konudaki duygularını anlattı.

Cemil İpekçi neden mahkeme kararı ile ismini değiştiriyor?

İpek Tuzcuoğlu’nun ‘Sosyal medyada neden bu kuş çok önemli’ Cemil Anka İpekçi diye geçiyor. Neden Anka kuşu? sorusu üzerine cevap veren Cemil İpekçi ‘Yıllarca ben parapsikoloji, metafizik, ruh alemi ve astroloji ile ilgilendim. ‘

O benim özelimdi. Şu andaki hayatımda en önemli kısım, 400 küsür ödül almışım, Ana Britannica’ya geçmişim, rekorlarım var. Hepsini yapmışım.

Şu anda Astroloji çok önemli benim için, Astrolog değilim ama astrolojiyi derinlemesine takip eden biriyim. İsimler konmadan doğum haritasıyla koymak çok önemli.

Benim esas ismimin ‘Anka’ olması gerekiyor. ‘Anka’ ismi yakında nüfus kağıdıma da geçecek. Bunu ilk defa burada söylüyorum.

Çünkü benim bu evrimimde, reankarnasyonumda ben ‘Anka’ kuşuyum hep küllerimden yeniden doğdum. Yok olmadım. ‘Anka’ artık benim daha çok kullandığım bir ad. Yurtdışında herkese kendimi tanıştırırken “Anka” diye tanıtıyorum.

Twitter’da, her yerde ‘Cemil Anka İpekçi’ diye geçiyor. Çok karakterime uydu. Kaç yangından çıktım küllerimden doğdum.’ diyerek anlattı.

Siyasi tercihim yüzünden maddi sıkıntı da çektim!

İpek Tuzcuoğlu’nun ‘Maddi sıkıntı çektiğin dönemlerin oldu mu?’ sorusuna da samimiyetle cevap veren Cemil İpekçi ‘Maddi sıkıntı. Var şu anda da var.

Ben AKP’ye oy verdiğim için iki sene üstüste benim muhitim beni sildi. Şimdi AKP’ye oy vermeyeceğim. Orada dostlarımla yüzleştim, bir de hakaretle.

Bir de baktım ki bir düşüncem yüzünden benim doğduğum muhit bana düşünce hakkını bile vermemiş, sözde demokrat bir muhit.

Çok faşistmişler. Hakarete bile maruz kaldım. Şimdi vermeyince de, öbür tarafın hakaretlerine maruz kaldım.Ben öyle şeylere aldırmıyorum.

Ben o kadar büyük bir servet kaybetmiş bir ailenin çocuğuyum ki. Zaten büyüğü kaybetmişim, yarım ekmekle Karaköy köprüsünde geçerkende mutluyum.

Pazardan beş liralık eşofmanda giyerim. Yatacak bir yerim, damım olduğu sürece Allah sağlığımı koruduğu travesti siteleri sürece ben doğuştan saraylıyım.

Gecekonduya koysan, tenekeleri boyar çiçek diker, orayı saray yaparım? dedi.

?Hürrem gibi savaştım?

İpek Tuzcuoğlu ?Ruhun madem saraylı Muhteşem Yüzyıl?daki gibi bir sarayda olsan ne olurdun?? diye sorunca Cemil İpekçi ?Ben Hürrem?dim.

Geçen gün bir mecmua röportaj yaptı modanın Hürrem?i diye. Ben rahmetli Meral?le de münakaşa etmiştim bu yüzden. Hürrem başladığından beri, hayatını okuduğumdan beri kendimi çok özdeşleştirdim.

42.yılım bitti 43.yıla giriyorum meslek hayatımda. Bir Hürrem gibi savaş vermişim. Hürrem kadar aykırıydım. Hürem?in verdiği savaşlar gibi savaşlar verdim ve hep galip geldim. Hürrem kadar yanlışlarda yaptığım anlar oldu. diyerek cevap verdi.

İpek Tuzcuoğlu ?Ama Hürrem dizide çok entrikacı? deyince Cemil İpekçi ?Oo bende çok entrikacı oldum. Bilemezsin. Şimdi atölyem yok ama atölye işlerinde casuslarım oldu.

Benim arkamdan ne dediler diye, her davetten sonra önemli olan arkandan ne konuşulduğudur. Çünkü bir sonraki davette tavrını belirler? diyerek anlattı.

?Cemil İpekçi melek mi şeytan mı?? sorusu üzerine cevap veren Cemil İpekçi ?Hem meleğim hem şeytan oldum. Bazen hata yapıyorsun melek olman gerekene şeytan, şeytan olmam gerekene melek oldum.

Hata yaptım. Son on beş senedir kime melek, kime şeytan olacağımı çok iyi biliyorum. Çok gençken şeytan olduğum zamanlar oldu melek olmam gerekenlerin kalbini kırdım.

Bazen şeytan olmam gereken yerde melek olup benim kalbimi kırdılar. Her insanın hem melek hem şeytan olduğuna inanıyorum. Önemli olan nerede melek nerede şeytan olacağını bilmek travestiler dedi.

‘Taklit edilmek gurur verici’

Komedi programlarında ve mizah dergilerinde sık kullanılan bir isim olan Cemil İpekçi, İpek Tuzcuoğlu’nun ‘Nasıl mizahla arası Cemil İpekçi’nin?’ sorusuna ‘Benim çok iyidir.

Bir karikatürist dergide 6 ay kadar benim karikatürümü yaptı. Benimle yüzleşmedi ama saklıyorum o istanbul travestileri karikatürü.

Yavuz Seçkin beni yaptığında biraz daha benim yanımda ol mimiklerimi kap dedim. Levent Kırca yaptığında çok doğruydu. Çünkü beni eskiden beri tanıyor.

Püf noktalarını çok iyi koymuştu. Hayatında taklit ediliyorsan ve seni kullanıp bir mesaj vermek istiyorlarsa hayatında bununla gurur duymalısın.

Beni taklit eden veya çizen karikatüristler çok önemli sanatçılar. Öyle sanatçıların malzemesi olmak kadar büyük bir şeref olabilir mi?? diyerek cevap ankara travestileri verdi.

Travestiler den Basın acıklaması

Bugün ankara yüksel caddesin de Travestilerden Basın acıklaması.

Travestiler bügün öldürülen arkadaşları için basın acıkmalamsı düzenledi ve seslerini duyurmaya çalıştı.

Fakat basın acıklamasına gelen bir kaç travesti ve sivil toplum örgütleri ve polislerden ibaretti neden travestiler bu tür basın acıklamalarına gelmez anlamıyorum çünkü burda yapılan travesti ve gaylerin hakları.

Ben birkaç travesti ile görüştüm neden böyle etkinliklere az katılım oluyor diye söyledikleri travestilerin gözlerini para bürümüş, diğeri sevgilim vardı bilmem ne gibisin den saçma sapan bahaneler uyduruyor.

Ama bu böyle olmaz mücadele edilecekse hep beraber edilmeli mücadele üç beş kişi ile haklar kazanılmaz bu da travetilerin bencikliklerin den kaynaklanıyor onlar bize bişey olmaz modun da
gidiyor fakat hayat bu kimi nerden bulacağı belli olmaz o yüzden travesti arkadaşlar bir an önce birlik olup toplu halde seslerini duyurmak zorundalar.

Mücadeler birlik ve beraberlikle olur bencilkikle depil Travesti arkadaşlar arkadaş diyorum ama yakında bu kelimeyide kullanmamı düşüyorum söylecekelrin bundan ibarettir hoşca kalın.

Travestilerde Zeka ve Kişilik

Zeka hakkında kesin bir tanım yapılamamıştır. Çeşitli araştırmacılar şu şekilde tanımlar ortaya sunmuştur:
1- Zeka soyut düşünebilme yeteneğidir.
2- Yeni problemleri çözme yeteneğidir.
3- Çevreye ve yeni durumlara uyum sağlama yeteneğidir.
4- Öğrenebilme yeteneğidir.
5- Yaratıcı düşünebilme yeteneğidir.
Zeka bebeklerde gizli bir güç olarak bulunur. Zeka ilk olarak 1,5 – 2 yaşında ölçülmeye başlanır. 10 – 12 yaşlarında hızla gelişir ve 20 yaşından sonra yavaşlar.
Travesti Zekasında Kalıtımın Etkisi :
Zekanın belirleyicisi olarak kalıtımı savunanlar, zekanın genler yoluyla anne babadan geçtiğini söylerler. Birey nasıl ki göz rengine ya da saç rengine müdahale edemiyorsa zeka seviyesine de herhangi bir katkısı yoktur. Annenin hamilelik esnasında bazı sorunlar yaşaması çocuğa etki eder fakat bu kalıtsal değildir. Çocuğun anne – babanın zea seviyesi arasında büyük bir kolerasyon vardır.
Travesti Zekasında Çevrenin Etkisi :
Bireyin doğum esnasının dışında olan her şey onun çevresini oluşturur. Yani doğum öncesi çevreyle doğum sonrası çevre bireyin zekasında önemlidir. Bu çevre özellikleri bireyin beden ve karakter özelliklerini de etkiler.
Travesti Zekasında Hem Kalıtımın Hem Çevrenin Etkisi :
Bunu savunan araştırmacılar ise zeka üzerinde hem kalıtımın hem de çevrenin etkisi olduğunu söylerler.
Sonuç : Araştırma sonuçları kalıtımın zeka üzerinde daha etkili olduğunu gösterir, yüzdeliklerin 75′i kalıtıma aittir. %21′i çevreye ve %4′ü de istisna durumlardır. Bize göre travesti zekası hem çevre hem de kalıtımın etkisi altındadır.

Travesti Ankara’nın Bize Mektubu

Arkadaşlar bugün bir mektup aldık, bu mektubu bize çok sevdiği birinden ayrılmak zorunda kalan ve hayattaki bu ayrımcılığa lanet eden bir travesti arkadaşımız göndermiş. Şimdi yolladığı mektubu sizinle paylaşacağız ve yorumu sizin taktirinize bırakacağız.

Merhaba ben travesti Ankara. Yaklaşık iki yıl önce bir gece barda tanıştığım ve o gece takılıp sonra ayrlırım dediğim çocukla son bir haftaya kadar hala sevgiliyim. Ben asla bir mekanda tanıştığım kişiyle sevgili olabileceğimi düşünmezdim çünkü gece bar da club de tanışılan kişiler genelde tek gecelik düşünen insanlar olurlar.. En azından ben böyle düşünen bir kişiliğe sahibim. O gece de böyle düşünüyordum sonra çocukal bana gittik ve ben onunla ilişki yaşamayı düşünürken o benimle sohbet etmeyi seçti,, Beni dinledi, benimle konuştu ve hep gönlümün en ince yönlerine dokundu. Sabaha kadar sohbet ettik ve diğer gün ne o gidebildi ne de ben onu gönderebildim taki 3 gün sonrasına kadar ve inanır mısınız o üç günde ilişki yaşamadık..Kendimi çocukluk aşklarında gibi hissetmiştim bir an elini bile tutmaya çekinir olmuştum…

Sonra bu çoocukla bi şekilde sevgili olduk ve bu ilişkimiz dile kolay iki sene sürdü.. Aslına bakarsanız çok güzel bir ilişkiydi ama benim travesti olmam onun da ailesinin buna karşı çıkması bizim sonumuz oldu.. Evet sevgilim geçen hafta ailesiyle ilişkimizi konuştu, beklediği tepki olumluydu ama hiç beklemediği bir tepki aldı.. Bana ailesini silip benimle olacağını söyledi ama ben onu o kadar sevdim ki buna izin vermedim ve beş gün önce ayrıldık… Hayatımda bu kadar sevdiğim birinden arılmak ölüm gibi geliyor şu anda bana ama sanırım birgün alışacağım en azından alışmak zorundayım… Ama bu ayrımcılık bir gün bitecek en azından biteceğini umuyorum ve keşke ben o zaman yaşayabilseydim…

 

Casey Stoney eşcinsel olduğunu açıkladı

İngiltere Milli Takımı’nın kaptanlığını yapan ve Arsenal forması giyen Casey Stoney eşcinsel olduğunu açıkladı.

BBC’ye verdiği röportajda konu ile ilgili düşüncelerini de açıklayan Arsenal oyuncusu Stoney, aynı zamanda İngiltere Milli Takımı’nın kaptanlığını da yapıyor. Stoney’nin görüşleri şu şekilde:

“Eğer ben kendi hakkımda konuşmazsam, başkalarından bunu yapmalarını nasıl bekleyebilirim ki? Son 10 yılımı insanlar ne der diye düşünerek, yargılanmaktan korkarak geçirdim. Ama şu anda kendimi olduğum şekilde çok rahat hissediyorum, birlikte olduğum insan tarafından çok seviliyorum ve herşeyler yüzleşmeye hazır olduğumu düşünüyorum.”

Stoney, Dünya Kupası için 2018′de Rusya’ya ve 2022′de Katar’a gitmeyi düşünmediğini, çünkü bu ülkelerde hoş karşılanmayacağını da sözlerine ekledi. Şu sıralar Kış Olimpiyatı’na Soçi’de ev sahipliği yapan Rusya, kısa süre önce yürürlüğe giren eşcinsel karşıtı yasa ile çok tartışılmıştı